Siteyi tavsiye et Ana sayfam yap Favorilere ekle

22 Ocak 2015 Perşembe

MÜ’MİNLERİN ANNELERİ

Ümmehâtü’l-Mü’minîn: Mü’minlerin anneleri demektir ki, Resûlullâh’ın zevceleri, hanımlarıdır. Bu hanımların isimleri şunlardır:
Hz. Hadîce binti Huveylid.
Hz. Ebûbekir’in kızı Âişe.
Hz. Ömer’in kızı Hafsâ.
Hz. Ümmü Habîbe.
Hz.Ümmü Seleme.
Hz. Sevde binti Zem‘a.
Hz. Zeyneb binti Cahş.
Hz. Zeyneb binti Huzeyme el-Hilâliyye.
Hz. Meymûne binti Hâris.
Hz. Cüveyriye.
Hz. Safiyye binti Huyey
Hz. Mariye (Radıyallâhü Anhünne).
Bunlardan altısı Arap kabîlelerinin en şereflisi olan Kureyş’dendir. Kalan dördü diğer Arap kabîlelerinden, Hz. Safiyye İsrâiloğullarındandır.

İçlerinden Hz. Hatice ile Zeyneb el-Hilâliyye Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) dünyada iken vefât etmişler, dokuzu ise kendilerinden sonraya kalmışlardır.

Kur’ân-ı Kerîm’de “Ümmehât” denilmiştir ki “Anneler” demektir. Yani onların her biri
Devamını Oku

12 Ocak 2015 Pazartesi

YEDİ ŞEY OLMADAN YEDİ ŞEY FAYDA VERMEZ

Hikmet sâhibi bir zât şöyle söylemiştir:
Yedi şeyi yapıp yedi şeyi yapmayan amelinden bir fayda göremez.
1-) Günahlardan kaçınmayana “Allâhü Teâlâ’nın azâbından korkuyorum.” sözü fayda vermez.
2-) Sâlih ameller işleyerek sevap elde etmeyenlere “Ben Allâhü Teâlâ’dan sevap istiyorum.” sözü fayda vermez.
3-) İbâdet yapmaya ve hayır işlemeye kalbiyle niyet edip hayrı işlemek için gayret göstermeyene bu niyeti fayda vermez.
4-) Kendini hayır işlemeye muvaffak kılması için Allâhü Teâlâ’ya duâ ettiği hâlde çalışmayana bu duâsı fayda vermez.
5-) İşlediği günahlardan dolayı pişman olmayana istiğfârı; Estağfirullâh demesi fayda vermez.
6-) Başkaları gördüğü zaman sâlih ve hayırlı ameller işleyip kimsenin görmediği yerde de kötü amel işleyenlere sâlih amelleri fayda vermez.
7-) İbâdet yapmakta gayretli olup da amellerini ihlasla; sırf Allah rızâsı için yapmayana ihlassız amelleri fayda vermez.
Devamını Oku

17 Kasım 2014 Pazartesi

KABİR AZÂBINDAN KURTULUŞ

 Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
"Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur." buyurmuştur.
Diğer bir hadîs-i şerîfte de: "Kabir, âhiret menzillerinin evvelidir. Kim ondan kurtulursa sonraki daha kolay olur. Eğer kurtulamaz ise ondan sonrası daha şiddetli olur." buyurulmuştur.
 Fakîh Ebu'l-Leys merhûm şöyle buyurdu:
"Her kim kabir azâbından kurtulmak isterse dört şeye devam etsin, dört şeyden de uzak dursun. Devam edeceği dört şey şunlardır:
-Namazlarını (vaktinde ve ta'dil-i erkân ile kılarak) muhafaza etmek, 
-Sadaka vermek,
-Kur'ân-ı Kerîm okumak ve çok tesbih (Allâhü Teâlâ'yı zikir) etmektir.
Muhakkak tesbih kabri aydınlatır ve genişletir.
Kaçacağı dört şey de şunlardır:
Yalandan,
Hıyânetten,
Koğuculuk yapmaktan ve vücudunda ve elbisesinde idrardan sakınmaktır. Hadîs-i Şerîfte "İdrar (sıçramasın)dan sakınınız. Zîrâ kabir azâbının çoğu ondandır." buyurulmuştur.
Devamını Oku

3 Kasım 2014 Pazartesi

ÂLİMİN UYKUSU CÂHİLİN İBÂDETİNDEN HAYIRLIDIR

Ubeydullâh Ahrâr Hazretleri buyurdular:
Evliyâdan biri, bir mescidin kapısına geldi. Şeytanı mescidin dışında, şaşkın vaziyette gördü. Mescidin içine baktı. İçeride iki kişi vardı: Bir gafil namaz kılıyor, -kalbi uyanık- bir âlim de onun yanında uyuyordu. Evliyâ:
'Ey melûn! Senin burada ne işin var?' diye sordu. Şeytan: 'Şu namaz kılanın namazını ifsâd etmek, bozmak için geldim. Fakat yanında uyuyan âlimin heybeti bana mâni oldu. Ondan korktum ve dışarı kaçtım.' dedi.
Devamını Oku

27 Ekim 2014 Pazartesi

Kıbrıs Şehidi Hala Sultan

Ümm-i Haram (r.anhâ) Resûlullah Efendimiz'in (s.a.v.) süt teyzesidir. Resûlullah (s.a.v.) zaman zaman ziyaretine gelirdi. Bir gün yine ziyaretine gelmişti. Teyzesi, Resûlullah'a (s.a.v.) yemek yedirdi ve başını taradı. Sonra Resûlullah (s.a.v.) bir müddet uyudu ve gülümseyerek uyandı. Ümm-i Haram (r.anhâ) dedi ki: "Yâ Resûlallah! Seni güldüren sebep nedir? diye sordum. Resûlullah (s.a.v.): "Rüyamda bana ümmetimden bir kısım mücahitlerin şu (gök) deniz ortasında -padişahların tahtlarına kuruldukları gibi- gemilere binerek Allah yolunda deniz harbine gittikleri gösterildi de ona gülüyorum." buyurdular. Ümm-i Haram (r.anhâ) dedi ki:
"Yâ Resûlallah! Beni de o (deniz) gazilerinden kılması için Allâh'a
dua buyursanız." diye rica ettim. Resûlullah (s.a.v.) da dua
buyurdular. Sonra Resûlullah (s.a.v.) bir müddet daha uyudu. Sonra
yine gülümseyerek uyandı. Bunun üzerine yine:
"Yâ Resûlallah! Seni güldüren sebep nedir? diye sordum. Resûlullah (s.a.v.):
Bu defa da önce dediği gibi:
"(Ümmetimden bir kısım mücahitler, -padişahların tahtlarına kuruldukları gibi- kara nakliyelerine kurulup) Allah yolunda (Kayser'in şehri Kostantîniyye'ye) gazaya gittikleri gösterildi." buyurdu. Ümm-i Haram (r.anhâ) dedi ki: "Yâ Resûlllah! Beni o (Kostantîniyye) gazilerinden kılması için Allâh'a dua buyursanız, diye rica ettim. Resûlullah (s.a.v.):
"Hayır, sen önceki deniz gazilerindensin." buyurdular. Ümm-i Haram (r.anhâ) Hz. Osman devrinde hicretin yirmi sekizinci senesinde o sırada Şam'da vali bulunan Hz. Muaviye kumandasında Kıbrıs seferine iştirak etmiş, gemilerden birine binmişti. Müslümanların ilk deniz seferi olduğu için Ashabın yaşlıları da iştirak etmişlerdi. Ümm-i Haram (r.anhâ) kocası Übade (r.a.) ile beraber gazaya iştirak ettiler. Kıbrıs'ta bindirildiği katırdan düşerek boynu kırılmış ve şehit olmuştur. Resûlullah'ın (s.a.v.) rüyası ve teyzesi hakkındaki duâsı tahakkuk etmişti.
Ümm-i Haram (r.anhâ) Kıbrıs'ta 'Hala Sultan' diye bilinmekte ve kabri Müslümanlar tarafından ziyaret edilmektedir.
Devamını Oku

18 Eylül 2014 Perşembe

Herkese İyilik Etmek

Dost düşman herkese iyilik yapmalı, ihsanda bulunmalı, başkalarının ihtiyaçlarını
görmelidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: 
(Herkes, kendisine ihsân edeni sever. Bu sevgi, insanın cibilliyetinde yâni yaratılışında 
mevcûttur.) 
Nefsine düşkün olan, nefsinin arzûlarına kavuşmak için, yardım edenleri sever. Akıl 
ve ilim sâhibi ise, medenî insan olmasına yardım edenleri sever. Kısacası, tayyibler, 
iyiler, tayyibleri sever. Habîsler, şerîrler, fenâ kimseler, kötüleri severler. 
Bir kimsenin sevdiklerine, arkadaşlarına bakarak, onun nasıl adam olduğu anlaşılır. 
Dosta, düşmana, müslümana ve kâfire, herkese, tatlı dil ve güler yüz göstermelidir. 
Devamını Oku

17 Eylül 2014 Çarşamba

Surah Rahman - Mishary Rashid Al Afasy سورة الرحمن - مشاري العفاسي

Devamını Oku

Yusuf Islam - Ya Nebi Selam Aleyke

Devamını Oku

Şeyh Edibali’nin Osman Gazi’ye Nasihatı :

Şeyh Edibali’nin Osman Gazi’ye Nasihatı :

1 – Ey Oğul ! Beysin, bundan sonra öfke bize ; uysallık sana…Güceniklik bize; gönül alma sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Acizlik yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana… Kem göz, şom agız, haksız yorum bize; bağışlama sana…
2 – Ey Oğul ! Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana..Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…
3 – Ey Oğul ! :İnsanlar vardır şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür. Hırsımız, bencilliğimiz...
Dünya bir garip han, bir hoyrat mekân;
İnsan bir garip varlık kabına sığmayan.
Hayat bir  yudum su, bir anlık rüya(n).!
Ömür  bir  kısa  yol   tekrarı  olmayan.!
4 – Bu yolda mezârımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. Bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. Sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın.
5 – Teklik sadece Allah’a mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. İşlerini ehil kişilere danışarak tutasın, danışırsan yol alırsın, danışmazsan yolda takılıp kalırsın oğul.
Devamını Oku