Siteyi tavsiye et Ana sayfam yap Favorilere ekle

7 Nisan 2015 Salı

ARKADAŞLIK ADABI

Arkadaşlık hukukunun birçok âdâbı vardır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “İki dost, iki el gibidir, birbirlerini yıkar (pak ederler).” buyurmuştur. Bir gün Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) sahabeleriyle birlikte bir ağaçlığa girer ve erak ağacından biri eğri diğeri düz iki misvak keser. Eğrisini kendisine bırakır, düzgün olanı arkadaşına verir. O sahabî: “Bu düz misvak size yakışır” deyince, Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

“Eğer misvakları sen bulup kesmiş olsaydın düzgün olanını bana vermen fazilet, üstünlük sayılırdı. Çünkü arkadaşlık eden iki kişiden arkadaşına en şefkatli olan Allah katında en makbul olur.” buyururlar.

Arkadaşlara karşı dikkat edilecek hususlar:

• İhtiyaç anlarında yardımına koşmalı,

• Arkadaşının sırrını gizlemeli,

• Ayıplarını ve kusurlarını örtmeli,


Devamını Oku

ÂHİR ZAMANDA SEVAPLAR KAT KAT OLUR

Tâbiînden Ebû Ümeyye eş-Şa’bânî (r.a.) diyor ki: (Ashâb-ı Kirâm’dan) Ebû Sâlebe el-Huşenî’ye (r.a.) sordum:

“Ey Ebû Sâlebe: ‘… Siz kendi nefsinize bakınız…’ meâlindeki (Mâide sûresi, 105.) âyet-i kerîme hakkında ne dersiniz?” Dedi ki:

“Vallâhi sen, tam da bunu bilen kişiye sordun. Ben o âyeti Resûlullâh’a (s.a.v.) sormuştum. Şöyle buyurmuşlardı:
“Birbirinize iyilikleri ve hayır işleri tavsiye edin. Kötülüklerden ve zararlı şeylerden birbirinizi sakındırın. Ne zaman ki cimriliğin çoğaldığını (iyiliğin emredilmediğini), nefsin arzularına uyulduğunu, dünyânın (dine) tercih edildiğini, herkesin (kitaba, sünnete, icmâa bakmayıp, sahâbe ve tâbiîne tabi olmayıp) kendi fikrini beğendiğini görürsen işte o zaman diğer insanları bırak, kendine bak. İleride sabredilecek günler gelecek. O zamanlarda sabretmek, elde ateş tutmak gibidir.
O günlerde sâlih ameller işleyene, aynı amelleri işleyen elli kişinin sevâbı verilir.” Ashâb-ı Kiram:
“Yâ Resûlallâh! O zamanda yaşayan insanlardan mı (yoksa bizden mi) elli kişinin sevâbını alacaklar?” dediklerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Hayır, sizden elli kişinin ecir ve sevâbını kazanacaklar.” buyurdular. (Sünen-i Ebû Dâvûd)
Devamını Oku

15 Şubat 2015 Pazar

Hz. Mevlana'nın Bir Duası

Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim, o günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.

Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyacını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.

Ey ihsânı çok olan Rabbim! Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.

Ey affetmeyi seven Rabbim! Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.

Ey yardım isteyenlerin yardımcısı! Bizi hidâyete çıkar.
Devamını Oku

Hz. Mevlana'nın Menkıbelerinden Seçmeler

Haydi ters cevap ver

Âlim bir zat, "Bugün Mevlana, tertip edilen bu mecliste ne söylerse, karşı gelip, ters cevap vereceğim" dedi. O sırada Hazret-i Mevlana kapıdan içeri girip buyurdu ki: Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah diyorum. Haydi, ters cevap ver bakalım. Bu hâli gören o kibirli âlim, tevbe edip üstadın elini öperek sadık talebelerinden oldu.

Ona layık ibadeti kim yapabilir

Hanımı anlatır: 
Bir gün namaza durdu. Kur'an-ı kerim okuyor, bir taraftan da gözlerinden yaşlar akıtıyordu. Evdekilerle birlikte onun bu hâline hayretle bakıyorduk. Namazdan sonra her zamanki gibi tesbihini çekip duasını yaptı. Onun bu hâli bana çok tesir etti, ağlamaya başladım. Sonra; "Ey efendi, biz günahkârların ümîdi sensin. Bu kadar çok ibadetinle, böyle korkar, ağlar, yalvarırsan, biz bu tembel hâlimizle kıyâmette ne yaparız” dedim.
Devamını Oku

Hz. Mevlana Talebelerine Buyurdu ki

Ey bizi sevenler!

Sevgili Peygamberimizin gittiği Ehl-i sünnet yolundan yürüyüp, bu yolu ihyâ etmeli.

Allahü teâlânın sevdiği ameller, ibadetler ile, helâl yollardan çoluk-çocuğunun ihtiyaçlarını kazanarak, râzı olunan kullar zümresine dâhil olmalı. Hep helâli istemelidir.

Söylediklerimiz, dinlediklerimiz, düşündüklerimiz hep helâl olmalı.

Her hareketimizi Peygamber efendimizin hâl ve hareketlerine uydurmalıyız.

Herkes, bir sanata sahip olmalı ve din ilimlerini iyi öğrenmelidir. Bunu özellikle istiyorum. Bizim yolumuzda olanlara, kıyamet günü yardımcı olur, yüzlerinin ak olmasına çalışırız. Ancak, edebe riâyet etmeyenler ve Ehl-i sünnet yoluna muhalefet edenler, kıyamet günü bizi göremez.
Devamını Oku

Hz. Mevlana'nın Oğlu Sultan Veled'e Nasihati

Ey oğlum! 

Her zaman ilim, edep ve takva üzerine bulun. Her zaman din büyüklerinin eserlerini oku, 

Ehl-i sünnet vel-cemaat yolundan ayrılma.

Fıkıh öğren, cahil sofulardan olma. 

Namazı her zaman cemaatle kıl. 

Şöhret isteme, zira şöhret âfettir. Makâm mevki düşkünü olma. 

Yazdığın şeylerde adını yazma. Mahkemelik işin olmasın. Kimseye kefil olma. 
Devamını Oku

Hz. Mevlana Sözleri

Sünnet-i seniyyeye harfiyen uymak lazımdır.

Helal kazanıp helalden yemelidir. Her hareketi Resulullah efendimize uydurmalıdır.

Tenhada, yalnız kalınca da günahtan sakınmalıdır.

Nefsi mağlup etmek için, onu terbiye etmeli. İstediği her şeyi vermemeli. En tesirlisi, oruç tutmak, az uyumak ve gece namaz kılmaktır.

Hakiki bir âlime teslim olmalıdır.

Gizli ve âşikâr Allahü teâlâdan korkun. Günahlardan sakının. Az yiyip, az uyuyun, az konuşun. Çok oruç tutun. Zamanlarınızı namaz kılarak değerlendirin. Şehveti terk edip, sefihlerle, cahillerle mücadele etmeyin. Onlarla oturup kalkmayın. Hep iyi insanlarla beraber olun. Ya hayır konuşun veya susun. İnsanların sıkıntılarına sabredin. Bilin ki, insanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.
Devamını Oku

11 Şubat 2015 Çarşamba

HZ. NUH ALEYHİSSELÂMIN VASİYETİ

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Nûh Aleyhisselam oğluna şöyle vasiyet etti:
Unutmaman için sana kısa bir vasiyette bulunacağım.
İki şey vardır ki Allâhü Teâlâ ve sâlih kulları kişiyi onlarla müjdeler.
İki şey de vardır ki onlarla kişi, Allâhü Teâlâ’ya ve onun sâlih kullarına karşı mahcup kalır.

Müjdelediği iki şeyden birincisi: “Lâ ilâhe illallah”dır. Çünkü gökler ve yer ve arasındakiler zırh olsa, kelime-i tevhîd onları yarar, eğer onlar bir terâzi kefesinde olsa, kelime-i tevhîd bütün hepsinden ağır gelir.

Müjdelediği şeylerin ikincisi ise “Sübhânellâhi ve bihamdihî” tesbîhidir. Muhakkak yaratılmışlar bu zikirler ile rızıklandırılırlar.

Cenâb-ı Hak’tan ve sâlih kullarında mahcûbiyete sebep olan iki şey ise; ona şirk koşmak ve kibirdir.

Bir sahâbî “Yâ Resûlallâh! Ben bineğimin götürülmesini, yemeğimin iyi olmasını ve kamçımın ve ayakkabımın taşınmasını severim. Bu kibir midir?” dedi.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.): “Hayır. Lâkin kibir, hakka râzı olmaman ve insanları küçük görmendir.” buyurdular
Devamını Oku

10 Şubat 2015 Salı

Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinden Öğütler

Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü  görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN ın rahmet nazarından  uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle  o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.

Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap. Kötülükleri ancak İMAN yıkar. Bu durumda RABB in sana işlerinde yardımcı olur. O kötülüğü yok etmek için arkadaş olur, O kötülüğü ezer ortadan kaldırır. Eğer bir kötülüğü nefsin için, halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil olursun. Her işte HAKK ın rızası aranmalıdır.
Devamını Oku